Ekonomi Haberi Okurken Kafamızı Karıştıran 10 Kavram ve Anlamı

Ekonomi Haberi Okurken Kafamızı Karıştıran 10 Kavram ve Anlamı: Son günlerde Dolar ve Euro gibi yabancı para birimlerindeki hızlı yükselişle birlikte hemen hemen herkes ekonomi haberlerine kilitlenmiş durumdadır. İlgili ya da ilgisiz herkes ekonomi üzerinde alınan kararları merakla bekliyor. Özellikle Merkez Bankası faiz arttıracak mı, Merkez Bankası faiz artışı kararı verirse ne olur gibi soruların cevabı ilgiyle takip ediliyor. Ancak ekonomi haberleri okunurken öyle teknik ifadeler kullanılıyor ki bu ifadelerin anlamlarını bilmeden haberin içeriğini anlamak da zor oluyor. Örneği politika faizi, baz puan, geç likidite penceresi, cari açık… gibi kavramlar sıkça duyulsa da anlamını bilemediğimiz zaman haberi anlamakta zorluk çekebiliyoruz.

Bu yazımızda ekonomi haberlerinde sıkça kullanılan 10 ekonomi teriminin anlamını vermeye çalışacağız. İşte o terimler…

1- Politika Faizi Ne Anlama Gelmektedir?

Merkez Bankası kararlarında sıkça duyduğumuz bir kavramlardan biri “politika faizi“dir. Politika faizi, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı ile aynı anlama gelmektedir. Daha açık anlatalım. Bankalar ellerinde bulunan tahvil ve bono gibi parasal karşılığı olan varlıklarını teminat olarak Merkez Bankası’na verirler. Bunun karşılığında bankalar Merkez Bankası’ndan nakit para alırlar. İşte Merkez Bankası’nın verdiği bu para için talep ettiği faiz oranı politika faizi olarak adlandırılıyor. Peki bankalar neden bu şekilde Merkez Bankası’ndan borç para alıyor?

Bu soruyu en basit haliyle şöyle ifade cevaplayalım. Bankalar bu şekilde borç para alarak kendilerine para kaynağı (fon) oluşturuyor. Bu nakit parayı gecelik faize (repo) koyarak faiz geliri elde ediyor. Örneğin Merkez Bankası’ndan %1 politika faizi ile para alan bir banka bu parayı bir başka bankada örneği %3’ten gecelik repo yapması halinde aradaki %2’lik kısmı kendisine kâr olarak kalacaktır.

2- Baz Puan Nedir?

Merkez Bankası faiz kararlarında sıkça duyduğumuz bir başka kavram da “baz puan“dır. Örneğin gazete haberlerinde şöyle yazar “Merkez Bankası faiz oranlarını 75 baz puan arttırarak 12,75’ten 13,50’ye yükseltti.” Haberi böyle baz puanın ne anlama geldiğini bilmeden okuyunca aslında haber pek bir anlam ifade etmiyor. İşte baz puanın anlamı.

Baz puan, faiz oranlarındaki değişimi ifade eden terimdir. Örneğin faiz oranı %1,25 olsun. Daha sonra bu faiz oranı %2’ye çıktığını var sayalım. Şimdi bu iki oran arasındaki farka bakalım: 2 – 1,25 = 0,75. Yani 0,75 artış var. İşte bu iki faiz oranı arasındaki 0,75 puanlık değişim, 75 baz puan şeklinde ifade ediliyor. O halde faiz 75 baz puan artmış denildiğinde aslında kastedilen 0,75 artış gerçekleştiğidir. Örneğin Merkez Bankası’nın son faiz kararını haber yapan gazetelerde geçen “Merkez Bankası faiz oranlarını 75 baz puan arttırarak 12,75’ten 13,50’ye yükseltti.” şeklindeki ifadede aslında bir önceki faiz oranı ile sonraki faiz oranı arasında 0,75 puan fark olduğu ve bunun artış şeklinde gerçekleştiği ifade edilmektedir. Dolayısıyla şu kadar baz puan arttı ya da bu kadar baz puan düştü denildiğinde, önceki ve sonraki faiz oranları arasındaki farkın anlatıldığını anlamamız gerekiyor.

3- Enflasyon Nedir?

Hayatımızda en çok duyduğumuz kavramlardan biri de “enflasyon” terimidir. Enflasyon artacak mı, enflasyon çift haneleri görecek mi, enflasyonu düşürmek için alınacak tedbirler gibi son günlerde çok defa enflasyon kavramına rastlıyoruz. Peki bu enflasyon denilen şey nedir?

Enflasyon, en basit ifadeyle, paranın alım gücünde meydana gelen azalmadır. Bir başka ifadeyle malların ya da hizmetlerin fiyatı artarken ülkede kullanılan para biriminin değerinin düşmesi ya da sabit kalması nedeniyle aynı para ile daha mal ya da hizmet satın alınması durumu enflasyon olarak adlandırılıyor. Örneğin 2017 yılında 100 TL’ye pazar sepetinizi doldurabilirken 2018 yılında aynı pazar sepetinizi 150 TL’ye doldurabiliyorsanız, paranızın alım gücünde azalma meydana gelmiş demektir. İşte bu durum enflasyon olarak isimlendiriliyor.

Enflasyon, oran olarak ifade edilir. Örneğin 100 TL’ye aldığınız ürünleri 120 TL’ye alıyorsanız, önceki fiyatla sonraki fiyat arasında 20 TL değişim olduğu dikkate alındığında, bu farkı ilk fiyata böldüğümüzde enflasyon oranı ortaya çıkar: 20/100 = %5.

Enflasyon oranı ne kadar yüksek çıkarsa ülkenin ekonomisi de bir o kadar kötü demektir. Çünkü para değer kaybettikçe alım gücü azalacağı için ticaret de durma noktasına gelir. Bu da ekonomik kriz anlamına gelir. Diğer taraftan enflasyon para biriminin değerini düşürdüğü için aynı ürünü ya da hizmeti daha fazla para vererek almak zorunda kalırız.  Bu durum kiradan gıdaya, ulaşımdan faturalara aklınıza ne gelirse hepsinin fiyatında artış yaşanması sonucunu doğurur.

4- Geç Likidite Penceresi Ne Anlama Gelmektedir?

Geç likidite penceresi, en basit ifadeyle, bankaların Merkez Bankası’ndan herhangi bir para sınırlaması olmadan nakit borç alabilmesi; Merkez Bankası’nın da yine nakit sınırlaması olmadan diğer bankalardan nakit borç alabilmesi işlemidir. Yani geç likidite penceresinde Merkez Bankası diğer bankalara borç para verdiği gibi diğer bankalardan da borç para alabiliyor. Geç likidite penceresi denilen bu uygulamada alınacak nakit borç paranın miktarı için bir sınır olmasa da aslında buradaki miktar gösterilecek teminata göre değişiklik gösterir. Daha kısa ifade edersek, verilecek borç miktarı için para sınırını gösterilecek teminat belirler. Yani ne kadar teminat o kadar para demektir. Geç likidite penceresinin “geç” olarak adlandırılmasının nedeni ise geç likidite penceresinin sadece 16:00 ile ila 17:00 saatleri arasında gerçekleşebilmesinden kaynaklanmaktadır. Zira bu saatler dışında geç likidite penceresi uygulanmaz.

Geç likidite penceresi uygulanması durumunda geç likidite faizi uygulanır. Geç likidite faizi, geç likidite penceresi çerçevesinde borçlanma işlemlerinde uygulanan faiz oranıdır. Geç likidite faizini Merkez Bankası kendisi belirler.

5- Cari Açık Ne Demektir?

Döviz kurlarındaki yükselişle birlikte “cari açık” kavramını da çok defa duymaya başladık. Cari açık, bir ülkenin başka ülkelere sattığı mal ve hizmet (ihracat) ile başka ülkelerden aldığı mal ve hizmet (ithalat) arasındaki farka verilen isimdir. Cari açık, negatif olabileceği gibi pozitif de olabilir. Şayet ülkenin sattığı mal veya hizmet fazla, aldığı mal veya hizmet az ise cari açık pozitif çıkacaktır. Tam tersi durumda ise cari açık negatif çıkacaktır. Cari açığın pozitif ya da negatif olmasının sonuçları vardır.

  • Cari açığın pozitif olması, o ülkenin refah seviyesi yüksek ve ülkede yaşayanların ekonomik durumunun genel olarak iyi olduğu anlamına gelir. Bu ülkenin dışa bağımlılığı yoktur. Ekonomisi gelişmiş ve katma değerli ürün ve hizmet satabiliyor demektir.
  • Cari açık negatif ise bu durum o ülkenin dışa bağımlı olduğu, ülkenin refah seviyesinin düşük olduğu, ülkede yaşayanların ekonomik durumunun vasat olduğu, ülke ekonomisinin gelişmemiş ya da gelişmekte olduğu ancak katma değerli ürünleri üretemediği ve başka ülkelere ticaretinin düşük olduğu anlamına gelmektedir. Cari açık ne kadar büyürse bu durum o ülke ekonomisi için bir o kadar kötü demektir.

Cari açık döviz değişimlerinden çok fazla etkilenmektedir. Özellikle cari açığın negatif yönlü olduğu ülkelerde, yurtdışından mal veya hizmet alımında (ithalatta), döviz ile ödeme yapıldığı için ülkenin para birimi döviz karşısında ne kadar değer kaybederse cari açık da bir o kadar büyümektedir. Cari açığın büyümesi ise enflasyonu tetikleyerek ekonominin iyice daralması ve alım gücünün azalması sonucunu doğurmaktadır.

6- Gayrı Safi Milli Hasıla Nedir?

Gayrı safi milli hasıla (GSMH), bir ülke vatandaşlarının bir yıl boyunca yurt içinde ya da yurt dışında ürettikleri mal veya hizmetin para olarak ifade edilmiş şeklidir. Örneğin bir yıl süre içinde ülke vatandaşları emek harcayarak ürettikleri mal veya hizmetlerinin parasal karşılığı söz gelimi 2 milyar dolar ise bu ülkenin GSMH’si 2 milyar dolar olarak ifade edilecektir.  Gayrı safi milli hasıla hesaplanırken sadece o ülke vatandaşlarının ürettiği mal ve hizmet dikkate alınır. Yani ülke içinde yabancıların ürettiği mal veya hizmet dikkate alınmaz. Eğer yurt içinde mal veya hizmet üreten yabancıların da ürettiklerinin parasal karşılığı hesaplanacaksa bunun adı gayrı safi yurt içi  hasıla (GSYİH) şeklinde ifade edilmektedir.

Bir ülkenin gerek GSMH’si gerekse GSYİH’si ne kadar yüksekse o ülkenin üretim gücünün de bir o kadar yüksek olduğu anlamı çıkmaktadır. Şayet bil ülkenin GSMH’si ülke içinde faaliyet gösteren yabancılardan fazla ise o ülkenin yerli ve milli unsurlarla üretim yaptığı sonucuna ulaşılmaktadır.

7- Kişi Başına Düşen Milli Gelir Ne Demektir?

Son günlerde çok konuşulan bir başka kavram da “kişi başına düşen milli gelir” kavramıdır. Kişi başına düşen milli gelir terimi, bir ülkenin toplam milli gelirinin mevcut nüfusa bölünmesiyle elde edilen miktardır. Örneğin bir ülkenin 10 milyon nüfusu ve bir yıl içinde de ülkenin toplam 100 milyar dolar gelirinin olduğunu varsayalım. 100 milyar doları 10 milyona böldüğümüzde kişi başına düşen milli gelir 10 bin dolar olacaktır. Yani bu ülkede yaşayanlar ortalama yıllık 10 bin dolar gelire sahip olduğu düşünülmektedir. Ancak burada elde edilen rakam, o ülke nüfusunun her birinin bu parayı elde ettiği anlamına gelmez. Kişi başına düşen milli hasıla, sadece ekonomik değerlendirme yapmak için dikkate alınan bir kriterdir. Yani bu rakam, o ülkede yaşayana vatandaşların gerçek gelirini göstermez. Daha açık söylersek, kişi başına düşen milli gelirimiz arttı denildiğinde, sizin cebinizdeki paranın arttığı sonucu çıkmaz. Bu sadece ülkenin genelinde gelir artışı yaşandığı anlamına gelir.

8- Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Nedir?

Kiracı olanların cevabını merakla beklediği konuların başınra TÜFE geliyor. Zira taraflar kendi aralarında bir artış oranı belirlememişse, kira artışı TÜFE’ye göre belirlenmektedir. TÜFE bunun dışında bir çok fiyatlamada dikkate alınmaktadır. Peki ne anlama gelmektedir bu TÜFE?

Tüketici fiyat endeksinin kısa yazılmış hali olan TÜFE, bir yıllık süre içerisinde mal ve hizmet fiyatlarındaki değişimin oransal olarak ifade edilmiş halidir. TÜFE ne kadar yüksek ise alım gücü de bir o kadar düşmekte demektir. Yani para üzerinde enflasyon etkisi olmaktadır. TÜFE oranının yükselmesi mal ve hizmetlerin fiyatlarına zam geleceğinin habercisidir.

TÜFE, Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından hesaplanmakta ve her yıl sonunda ilan edilmektedir.

9- Para Politikası Nedir?

Bir ülkenin parasının diğer ülke para birimleri karşısında değer kaybetmesi durumunda gündeme gelen ve o ülkenin para biriminin değerini korumaya yarayan kararlar para politikası olarak adlandırılıyor. Para politikasına ilişkin kararlar Merkez Bankası tarafından alınmaktadır.

Para politikası, para biriminin ekonomik değerini korumayı amaç edindiği için alınan kararların nihai hedefi de paranın değerine ilişkin olmaktadır. Örneğin TL, dolar karşısında değer kaybediyorsa, doların yükselişini önlemek ve sıcak para yatırım yönünü TL’ye çevirmek için TL cinsinden faizi arttırabilirsiniz.

Para politikasını uygulamak için Merkez Bankası’nın elinde çeşitli araçlar bulunuyor. Bu araçlar açık piyasa işlemleri, döviz işlemleri, reeskont oranı uygulaması, zorunlu karşılık bulundurma, faiz oranı politikası. Ülkemiz Merkez Bankası, para politikası aracı olarak daha çok faizi kullanmaktadır.

Para politikası nedir sorusuna cevaben Merkez Bankası tarafından hazırlanan kısa filmi aşağıda izleyebilirsiniz:

10- Maliye Politikası Ne Anlama Gelmektedir?

Ekonomik verilerin alarm verdiği her dönemde sıkı maliye politikaları izleyeceğiz şeklinde yetkililerden açıklama duyulur. Ancak maliye politikasının ne anlama geldiğini bilmeyince, bu açıklama da anlaşılmıyor.

Maliye politikası, kamu giderleri ve kamu gelirleri konusunda devlet yetkililerinin uyguladıkları kararlar şeklinde ifade edebiliriz. Daha açık anlatırsak, bir ülkenin yol, köprü, okul, hastane gibi kamu hizmetlerinde kullanmak üzere o ülkede yaşayanlardan vergi ile birlikte diğer kaynaklardan gelir elde eder. Toplanan bu gelirlerin etkin ve verimli bir şekilde harcanması gerekir. İşte elde edilen devlet gelirlerinin en etkin ve verimli şekilde nerelere harcanabileceği konusu maliyet politikası olarak adlandırılmaktadır. Örneğin elde edilen vergilerin devlet destekli fabrika kurularak istihdamın önünün açılması, tarım desteği verilmesi, yeni kamu binalarının yapılıp yapılmayacağı konuları maliye politikası ile ilgilidir.

Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu sen yap!

Tüm yorumları göster